Babacan’ın seçimi

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görevden ayrıldığı 2014 yılından itibaren, başta muhalefet partileri olmak üzere, toplumun önemli bir kesimi tarafından Erdoğan dönemini bitirebilecek alternatif olarak düşünüldü. 2015 yılında yapılan genel seçimlerde Gül’ün AKP’den ayrılarak bir grup milletvekiliyle yeni bir parti kuracağı beklentisine bile girildi. Ancak, Gül’den beklenen hamle bir türlü gelmedi. Erdoğan’ın karşısına çıkabilecek kadar cesur olmadığı söylendi.

Türkiye 31 Mart 2019 yerel seçimlerine giderken, bu defa Gül ismi yerine Babacan ismini duymaya başladık. Gül destekli bir hareketin temellerinin atıldığına yönelik haberler yayılmaya başladı. Yeni bir oluşumdan yüksek sesle bahsedilir oldu. Kuşkusuz bu gelişmeler yenilmez Erdoğan’ın ancak bu yolla iktidardan düşürebileceğine yönelik umutların da yeşermesine neden oldu. Babacan, AKP’de adı yolsuzluğa bulaşmamış, iyi eğitimli, başarılı! ve genç bir politikacı olarak vitrine çıkartılıyordu, elbette Gül’ün koçluğu eşliğinde.  

Babacan’ın S-400’lerin yüklendiği hafta, 8 Temmuz 2018’de istifa etmesi beklenen etkiyi göstermedi. İstifası belki de S-400’lerle ilgili önemli bir işaretti, belki de değildi ancak, S-400’lerin gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz.

Yaz ayları AKP açısından da oldukça sıcak geçti. İç politikadaki kısır tartışmalar ve daralan ekonomi, AKP’den doğacak yeni partilerin Türkiye’nin tüm sorunlarına çözüm üretip üretmeyeceği tartışmasından önce, AKP’nin geleceği açısından neler getireceği ön plana alınarak değerlendirildi. 2019 yılı içerisinde hem Babacan’ın hem de Davutoğlu’nun partilerini kuracaklarını açıklamaları bu anlamda büyük heyecan yarattı.

Sonbahar ayları ile birlikte, Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG terör tehdidini bertaraf etme çabası ve bu harekatın neden yapılması gerektiğine yönelik siyasi faaliyetler, bırakın yeni kurulacak partileri tartışmayı, milli sorun bağlamında CHP ve İyi Parti tarafından da desteklenince, AKP’yi konsolide edecek yeni bir alanın açılmakta olduğu görüldü. Dolayısıyla Babacan ve Davutoğlu’nun 9 Ekim 2019 tarihinde başlayan Barış Pınarı Harekâtına yönelik tutumunun “destek” vermek dışında bir farklı tutum olamayacağı da peşinen kabul edildi. Bu harekatla ilgili sahada sağlanan askeri başarının çok kısa süreli olması AKP siyasetine olumlu bir yansıma getirmedi. ABD ve Rusya’nın bizi durdurmuş olmaları da yine o meşhur “milli birlik ve beraberlik” anlayışı nedeniyle, AKP açısından olumsuz bir sonuç yaratmadı.

Dış politikanın artık iç politikanın gündemini belirleyen, etkileyen ve içerideki siyasi gelişme ve beklentileri öteleyen verimli bir saha olarak değerlendirilmesi, bizi, sürpriz bir şekilde, 27 Kasım 2019 Libya ile imzaladığımız, ‘deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası’ ve ‘askeri ve güvenlik işbirliği anlaşması’ ile tanıştırdı. ‘Mavi Vatan’ büyük yalanı ile Ulusalcı kesimin desteğini de arkasında gören AKP için yeni bir çatışma alanı kolayca yaratılmış oldu. Muhalefet Partileri, Deniz Anlaşmasına “Evet” derken, aynı muhatapla imzalanan “askeri ve güvenlik işbirliği anlaşması”na ve Libya’ya asker gönderilmesine, nedense “Hayır” dediler. Davutoğlu ve Babacan’ın bu dönemde ne dediği pek duyulmadı ama onların da, bu ‘Mavi Vatan’ yalanını çoktan satın aldıkları aşikardı.

Böyle bir ortamda, Ahmet Davutoğlu, 13 Aralık 2019’da yeni partisinin kuruluşunu ilan etti: Gelecek Partisi. Yeni bir anayasa söylemiyle, parlamenter sisteme dönüleceğini ve azınlık dillerinde eğitim verileceğini belirten Davutoğlu’nun ‘Doğu ya da Kürt sorununa’ ilişkin söyledikleri net bir şekilde anlaşılmasa da  bir şeyler mırıldandığı görüldü.

Gözler yıl sonunda kurulacak Babacan’ın partisini arıyordu.

Aralık ayı sonuna doğru, Erdoğan’ın Libya’da önünün kesileceği anlaşılınca, bu defa iç siyasette yeni bir çatışma alanının acilen devreye koyulması zorunlu hale geldi. Libya olmayınca kısa bir süre de olsa, ‘Kanal’ gerilimiyle idare etmeye çalıştık. Bu sırada beklenen sürpriz gerçekleşti ve Babacan, partisinin kuruluşunu yeni yıla bıraktı.

Yeni yılın ilk haftasında yapılan Putin-Erdoğan görüşmesiyle, Libya’da beklediğimiz gerilimi yaşayamayacağımız net bir şeklide anlaşıldığında, Erdoğan son derece başarılı bir şekilde, İdlib kartını masaya sürdü. Büyük bedeller pahasına, Şubat ayı içerisinde ne yapmaya çalıştığımızı kimse anlayamamış olsa da, takvimleri Mart ayının ilk çeyreğine getirmeyi başardık. Bu süreçte de, bırakın Babacan ve Davutoğlu’nu, muhalefet bile sesini yükseltip, “tezkeresiz nereye gidiyorsunuz?” sorusunu sormayı akıl edemedi. Hatta, popülizm ve oy kaygısı adına, 27 Şubat şehitlerimiz için ortak bir metne imza dahi attılar. İşin garibi, imza attıkları metinle, TSK’ya TBMM’nin görev verdiğini zannetiklerini anlamış olduk. İşin daha da tuhaf yönü, son bir ayda verdiğimiz tüm İdlib şehitlerini kapsayan bir mesaj yerine, yani ”birkaç!” şehidi görmezden gelerek sadece 34 şehidimize yönelik mesaj yayınlamasında sakınca da görmediler.

Nihayet, Babacan’ın tekrar gündem olduğu bir dönemdeyiz. Eğer önümüzdeki günlerde, yurt dışında çatışma yaracak yeni bir alan bulamazsak, iç politika tartışmaya dönebileceğiz. Umarım Babacan iki konu üzerinde önemle ve özenle durur. Türkiye’nin gerçek milli çıkarlarının ne olduğunu net ve doğru bir şekilde kamuoyuna anlatacak kadar cesur olup, Türkiye’nin milli çıkarlarını tehlikeye atan ve uzun yıllar olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacağımız başlıkları gündemden düşürür.

İkincisi ise, Doğu sorunu ya da Kürt sorunu, artık ne derseniz deyin, bu konuda cesur ve radikal adımlar atarak, gerçek anlamda birlik ve beraberliği sağlamak yolunda adımlar atar. Kim bilir belki, bu sayede Suriye’de çok önemli kazanımlar elde edilecek bir sürece de vesile olur.

Ya da sıradan bir parti lideri gibi, ittifak muhabbetiyle, Türkiye’nin gerçek sorunlarıyla yüzleşmekten kaçınıp, mutlu, mesut bir parti lideri, pardon koordinatörü olur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s