Türkiye’nin Rus pazarını ihmal etme lüksü yok, Referans, 27.10.2006

Son dönemlerde Türk medyasında da Rusya Federasyonu’nun uluslararası politikadaki ağırlığı ve özellikle dünya enerji siyasetindeki önemi hissedilmeye başladı. Türk dış politikasına ve bölgemizdeki sıcak gelişmelere bazen ABD bazen de Avrupa Birliği (AB) perspektifinden bakmayı adet haline getiren kalemler de artık Rusya gerçeğinin farkına varmaya başladılar. Rusya’lı ya da Rusya’sız seçeneklerin Türkiye’ye ne getirip, Türkiye’den ne götüreceği tartışılır oldu. Bu kuşkusuz ülkemiz açısından oldukça sevindirici bir gelişmedir. Zira, Türkiye yanı başındaki enerji tedarikçisi Rusya’ya sırtını dönme şansına sahip olmadığı gibi, bu ülke pazarını ihmal etme lüksüne sahip bir ülke de değildir.

Geçmiş yıllarda, özellikle Mavi Akım projesi gündeme geldiğinde, Türk-Rus yakınlaşması tehlikeli bir gelişme olarak değerlendirilirken, bugün enerji alanında Rusya’nın ilgisi ve bilgisi dışında hiçbir adımın atılamayacağı kesin olarak kabul edilmiş görülüyor. Bu gelişmeyi Radikal’den Murat Yetkin aynen şu şekilde yorumluyor: “Rusya, artık bölgedeki hiçbir enerji projesinin kendi onayı ve ortaklığı olmaksızın mümkün ve işleyebilir olmadığının herkes tarafından çok iyi bilinmesini istiyor. Petrol devleri Shell, BP ve Chevron bu gerçekle yaşamaya başlamış görünüyor. AB hâlâ bu gerçek yokmuş gibi davranmaya çalışıyor. ABD ise bu gerçekle nasıl başa çıkacağının peşinde.” Bu yorumla sayın Yetkin de kişisel olarak Rusya’yı algılama sorununu çözmüş gözüküyor. Bu noktada ilave edilmesi gereken şey, AB’nin de tıpkı enerji tekelleri gibi bu gerçeği çok iyi bir şekilde anlamış olması. Bu nedenle, AB-Rusya Ortak Enerji Alanı gündemde tutuluyor. Ayrıca, enerji tekellerinin anladıkları bu gerçeği ABD de en başından beri anlamış olduğu için, yıllarca eski Sovyet coğrafyası enerjisinin dışarıya çıkartılması projelerini engelleme stratejisi yerine, bu pastadan nasıl pay alırım arayışının içerisinde bulunuyor. ABD, Yetkin’in dediği gibi bu gerçekle başa çıkabilmenin yollarını aramıyor, zira bunun anlamsız bir iş olacağını çok iyi biliyor.

Sayın Yetkin Türkiye açısından da somut bir değerlendirme yapıyor. Diyor ki, “Türkiye bölgede bir enerji dağılım merkezi olmayı amaçlıyor. Enerji-siyaset-güvenlik hesaplarının tam ortasında. Rusya’ya ciddi bir doğalgaz bağımlılığı var. Öte yandan Türkiye AB üyesi olmak isteyen ve ABD ile özel askeri ve siyasi ilişkileri olan bir ülke. Bu dengeyi iyi kurmak ve iyi korumak gerekiyor. Oyun planı iyi kurulmaz ve iyi oynanmazsa, kaybetmek mümkün. Ama oyunun dışında kalınırsa kaybetmek kesin. Zor bir oyun.” Türkiye, AB, ABD ve Rusya denkleminde tehditlere değil de fırsatlara odaklı bir strateji izlemediği takdirde, daha doğrusu böyle bir stratejiyi izlemeyi düşünmediği takdirde, bu zor oyunun içerisinde kaybedecek taraf olmaya mahkumdur. Bu nedenle rolümüzü iyi oynamalıyız. 1950’lerin sonundaki Menderes, 1960’lardaki Demirel, 80’lerdeki Özal gibi, hatta AKP iktidarın ilk yıllarındaki Mavi Akım’la ilgili yaklaşımının aksine, bugün ikinci Mavi Akım peşinde koşması gibi, Ruslarla kapsamlı projeler geliştirebilmemiz ülkemizin her açıdan sigortası olacak. Aslında siyasi partilerimiz iktidarda değil de, iktidara hazırlık aşamasında ‘Rusya’ çalışsalar bu yolda vakit de kaybetmeyeceğiz.

Advertisements
This entry was posted in Liste. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s