Koçaryan’ın bitmeyen ‘Türkiye korkusu’

Ermenistan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, Türkiye ile ilişkiler konusunda yine sert mesajlar verdi. Koçaryan 1998– 2008 yılları arasındaki iktidarı boyunca, görevi devraldığı Levon Ter-Petrosyan’ın ve kendisinin yerine gelen Serj Sarkisyan’ın Türkiye’ye yönelik nispeten ılımlı politikalarının aksine sertlik yanlısı tutum izlemişti. 

Koçaryan Rusya 1. kanalına verdiği mülakatta, son Dağlık Karabağ savaşının tam bir yenilgi sayılamayacağını, bölgedeki özerk yönetimin sınırlarının belirlenmesine yönelik yeni bir müzakere süreci fırsatı yarattığını ifade etti. Son savaşta Rusya’nın Ermenistan’a ihanet ettiğine yönelik suçlamalara da katılmadığını belirten Koçaryan, “Rusya savaşı kışkırtmadı, aksine durdurmak için büyük çaba sarf etti” dedi. 

Ermenistan’ın Rusya’ya karşı tarihsel yaklaşımının sadece Türkiye’nin değil Amerikalıların da canını sıktığını vurgulayan Koçaryan, Rusya’ya yönelik kişisel sempatisini hiçbir zaman gizlemediğini belirterek, Ermenistan’daki Soros’cu yapıların küreselci faaliyetlerine de dikkat çekti.  

Ermenistan’a yönelik en büyük tehdidin Türkiye’den geldiğini ileri süren Koçeryan, “Sınır kapısı açıldığı takdirde, Türkiye sahip olacağı iktisadi varlığıyla Ermenistan’da, Acara’da (Acaristan) yaptığı dönüşümün aynısını yapacak” dedi. Koçaryan’ın bu değerlendirmesinden, Türkiye’nin Ermenistan’da yaratacağı “iş ve aş”ı bir tehdit olarak algıladığı anlaşılıyor.  

Koçaryan, Türkiye düşmanlığı temelindeki görüşlerini koruyor. Açıkçası bunda bir sorun yok ancak kendisinin çok yakın olduğu Rusya’nın Güney Kafkasya’da artık barış istediğini anlaması gerekiyor. Dolayısıyla Koçaryan Türkiye düşmanlığı ile ilgili görüşlerini, özellikle Ermenistan’ın içerisinde bulunduğu iktisadi koşullar çerçevesinde güncellemeli. 

Türkiye ile Ermenistan arasında barışın sağlanması ve sınır kapılarının açılması konusunda elbette her iki ülkedeki aşırı milliyetçiler direnç gösteriyor. Ermenistan tarafında ayrıca bir de  diasporanın etkisi söz konusu. Ermenistan’da hâlâ Türkiye düşmanlığı üzerinden yeni nesilleri kapsayan bir kimlik inşası söz konusu. Aslında böyle bir kimlik zaten var, bunu canlı tutmak çabasından bahsediyorum. Diaspora siyasi gücünü ve etkisini bu temelden besliyor. Ancak, şunu da ifade etmemiz gerekiyor ki, iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini geliştirilmesinden yana olamayan kesimler Türkiye’de de mevcut. Türkiye’de bu yönde görüşleri olan milliyetçilere her zaman Türkeş’in Levon Ter-Petrosyan ile geliştirmeye çalıştığı diyaloğu hatırlatmakta yarar var. Çok değil sadece 25 yıl öncesine uzanıp, Türkeş’in film senaryolarını andıran Paris müzakerelerini anlamaya çalışmak gerekiyor. Diğer taraftan, özellikle AKP iktidarının 2008 ‘den itibaren attığı adımları ve Ermenistan ile imzalanan protokolleri de hatırda tutmakta yarar var. Üstelik, zamanın başbakanı Erdoğan bugün hâlâ iktidarda ve o zamankinden çok daha kapsamlı siyasi güce sahip. Ben, açıkçası bu yönde ilk adımı Türkiye’nin atması gerektiğini düşünüyorum. Bugün dış politikada yaşadığımız sıkışmışlık ortamında, bu Türkiye açısından da son derece prestijli bir açılım olacak.  

İki ülke ilişkilerinde bir iyileşme söz konusu olsa, Türkiye’nin hem Güney Kafkasya’daki etkinliğinin artmasının önü açılacak hem de Dağlık Karabağ sorununun çözümünde büyük katkısı olacak. Belki de Türkiye, Azerbaycan–Ermenistan barışının en büyük garantörü olacak. Bölge halkları açısından muazzam bir iş birliği fırsatı doğacak doğmasına ama Koçaryan böyle bir durumda, Türkiye’nin Ermenistan’ı Acara’ya benzeteceği endişesini taşıyor. Son derece ilkel bir yaklaşım. 

Nahçıvan-Azerbaycan koridorunun açılması zaten bölge ülkeleri açısından çok önemli bir gelişme olacak. Elbette, şimdilik Rusya’nın kontrolü altında ancak ben süreç içerisinde Türkiye–Ermenistan ilişkilerinin gelişimine paralel olarak, Rusya’ya ihtiyaç kalmayacağını da düşünüyorum. Bu koridorun yaratacağı ekonomik fırsatlar, siyasi ve stratejik öneminin ötesinde, bölge insanının refah düzeyini artıracak, bu da insanların daha fazla barış talep etmelerini sağlayacak.

Barış zamanı!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s