Rusya’nın enerji politikası ve Türkiye (5)

Mavi Akım projesi, 1996 yılında Refahyol hükümeti döneminde gündeme geldiği andan itibaren, Türk-Rus ilişkileri, başta ABD olmak üzere, tüm enerji şirketleri tarafından mercek altına alındı. Projenin rakamsal büyüklüğü, enerji şirketlerini rahatsız ediyordu. Zira, proje sadece “Türkiye’ye doğal gaz satışı“ anlamına gelmiyor, temel ihraç kalemi petrol ve doğal gaz olan yeni Rusya Federasyonu’na ait enerjinin yurtdışına çıkışta yeni bir güzergah bulması anlamına da geliyordu. Üstelik bu yeni güzergah, Karadeniz’in altından geçecek oldukça iddialı bir proje ile sağlanacaktı.

Projeden rahatsız olan çevreler, Türkiye ile Rusya arasındaki iktisadi ilişkilerin tarihçesinden bihaber oldukları için, suni ve mesnetsiz iddialarla projeye karşı yoğun bir kampanya başlattılar. Önce medya ve istihbarat örgütleri aracılığıyla projenin hem gereksiz hem de teknik olarak gerçekleştirilemeyeceği üzerinde durdular. 28 Şubat süreciyle birlikte yoğunlaşan Mavi Akım karşıtlığı medyada sayısız habere konu edildi. Sadece 1999 yılı Ekim ve Kasım aylarında 140’ın üzerinde köşe yazısı kaleme alındı.

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte başlatılan Meclis Araştırma ve Soruşturma Komisyonları raporlarıyla birlikte, Yüce Divan yolu da açıldı. İki eski Enerji Bakanı ile birlikte çok sayıda BOTAŞ bürokratı yargılandı ancak, sonuçta hepsi beraat etti.

Özellikle ABD ve enerji şirketlerinin çıkarları doğrultusunda kampanya yürütenlerin gündeme getirdikleri tüm siyasi, ekonomik ve teknik iddialar sadece on yıl gibi kısa bir sürede kendiliğinden çürüdü. Türkiye son on yılda enerji krizine yakalanmadı. Bu, Mavi Akım Projesi sayesinde oldu. Bugün birçok ilimizde evlerde doğalgaz kullanılıyor. Doğalgaz kullanımının bu denli yaygınlaşması da Mavi Akım sayesinde oldu. AKP iktidarı doğalgaz götürdüğü il sayısındaki artışla övünse de, üstelendiği görev sadece boru hattı döşemekten ibaretti.

Bazı sözde enerji uzmanları ile Nazlı Ilıcak ve Mavi Akım projesinin neden gündeme geldiğini bugün bile hâlâ anlayamadığını ifade eden Fehmi Koru’ya itibar edilseydi, emin olun bugün Türkiye enerji açısından da karanlıklar içerisinde bir ülke olacaktı. Nazlı Ilıcak ve Fehmi Koru gibiler eğer son on yılda yazın pişmekten, kışın donmaktan kurtulmuşsa, işte bu Mavi Akım sayesinde olmuştur.

Söylenildiği ya da iddia edildiği gibi, Mavi Akım projesi bizi Rusya’ya daha bağımlı hale getirmiş olsaydı, son 10 yıl içerisinde Samsun-Ceyhan petrol boru hattı projesi ile 2. Mavi Akım projesi gündeme gelmez ve nükleer santral projesinde Ruslarla işbirliğine gidilmezdi. Son 10 yıldan beri ulaştığımız demokrasi seviyesinden olsa gerek, medyada birkaç cılız ses dışında, kimse saydığım projelerle ilgili olarak “Rusya’ya bağımlılık” türküsünü dile getirmedi, belki de getiremedi.

Mavi Akım Projesi’ne emek veren tüm politikacı ve bürokratlara karşı toplumun borçlu olduğunu düşünüyorum. En azından görevlerini gerektiği şekilde yapmış olmalarından ötürü onlara bir teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle politikacılar, yapılan saldırılardan yılarak bu projeyi rafa kaldırmış olsalardı, son on yılda Türkiye’nin enerji sıkıntısı hangi düzeyde olurdu, bunu düşünmek bile istemiyorum.

Yanılmıyorsam, “Türkmen gazı seçeneği” dediğinizi duyar gibiyim. Bugün bile hâlâ ütopik olan bu proje başka bir yazı konusu olduğu için bu aşamada detaya girmek istemiyorum.
…devam edecek…

Advertisements
This entry was posted in Liste. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s