Türkiye bölgede izleyici olmaktan çıkmalı, Referans, 21.10.2006

Sınır komşularımız ve yakın çevremizdeki ülkeler, ekonomik ve ticari sonuçlar doğuran son derece önemli gelişmelere sahne oluyorlar. Bu gelişmelerin tümünü dünyada en iyi şekilde izleyebilmek, coğrafi konumundan ötürü sadece Ankara’dan mümkün olabiliyor. Nitekim, Ankara da öyle yapıyor, gelişmeleri sadece izliyor. Şimdi, yakın cofyamızdaki gelişmeleri ve kafamıza takılan bazı soruları maddeler halinde sıralayalım.
1 – Rusya – Ukrayna ilişkilerinde yaşanan gerginlik sonucu, Avrupa’ya yönelik doğal gaz taşımalarında Türkiye’ye yeni ‘fırsatlar’ doğması, aslında bir fırsat mıdır, yoksa Hazar enerjisinin Avrupa’ya taşınması projelerimize yönelik bir tehdit midir? Nitekim, Rusya’nın Macaristan’la işbirliğine giderek, Mavi Akım üzerinden Macaristan ve Avusturya’ya gaz temini için çalışmalar sürdürmesi ve bu çalışmaların önümüzdeki altı ay içerisinde sonuçlandırılacak olması, bizi Rusya’ya daha çok mu yaklaştırır, yoksa başta Nabuco olmak üzere, Hazar enerjisiyle ilgili projelerimizi ve dolayısıyla AB karşısında elimizi güçlendirebilecek yegane silahımız olan ‘enerji transiti ülke’ olabilme hayalimizi sona mı erdirir?
2 – Rusya, Yunanistan ve Bulgaristan arasında imzalanan Burgaz–Dedeağaç petrol boru hattı işbirliği Anlaşması Türkiye açısından ne anlam taşımaktadır? Rusya’nın ‘R’sinden bihaber, genetik Rus düşmanı enerji uzmanlarının bu gelişme ile ilgili yorumları nedir?
3 – Rusya – Gürcistan hesaplaşmanın gerçek nedenleri konusunda yorum yapabiliyor muyuz? Gelişmeler, Amerika’nın Kafkaslarda Rusya’yı çevreleme senaryolarına ve renkli devrimlere Rusya’nın ‘gri’ bir cevap vermesi midir? Gürcistan’da Rusya yanlısı bir iktidarın iş başına gelmesi durumunda, Türk–Gürcü ilişkilerinin nasıl etkileneceğine dair senaryolarımız var mıdır?
4 – Rusya’nın Orta Asya’daki ülkelerde etkisini derinleştirme sürecinin bize getirdikleri ve bizden götürdükleri neler olmaktadır?
5- Rus Gazprom’un Mısır’da doğal gaz üretimi ve ihracatı işine giriyor olması, Mısır’dan alacağımız gazın Avrupa’ya satılması projelerini acaba nasıl etkileyecektir?
6- Rus Gazprom’un Cezayir’de de sıvılaştırılmış doğal gaz alanında işbirliğine gidiyor olması, başta İtalya olmak üzere, Avrupa Birliği’ni neden rahatsız etmektedir? İtalyanlar, Gazprom’un kankası ‘ENİ’ gibi bir kuruluşları olmasına rağmen, bu gelişmeden neden rahatsızlık duyarlar? Bu gelişme, Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz ithal eden Türkiye’yi de ilgilendirmeli midir?
7 – Avrupa Birliği’nin, yeni komşuluk politikası kapsamına Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ı dahil edip, İran ve Irak’ı görmezden gelmesinin nedenleri neler olabilir? AB’nin coğrafi komşularına yönelik olarak 15 Milyar Avro bütçeli yeni komşuluk politikasının (2007-2013) yürürlüğe girmek üzere olması ve bunun Türkiye’ye olası etkileri konularında kafa yoran resmi bir birimimiz var mıdır?
8 – AB’nin Barselona süreciyle birlikte, Akdeniz’i serbest ticaret alanına dönüştürmesinden ticari ve ekonomik anlamda yarar sağlayacağımız yanılgısına düşülmesinin arkasındaki neden dış ticaret bilgisi eksikliği midir? Yoksa, hala ‘serbest ticaretin herkesin yararına sonuçlar doğuruyor olması’ yalanına inanılması mıdır? AB’nin serbest ticaret yolunda attığı her adımının, emek-yoğun ürünleriyle Avrupa pazarında geleceğini arayan ihracatçımıza, bu pazarda yeni yeni rakipler yaratıldığı gerçeğini görememek için özel bir tedrisattan geçmiş olmak mı gerekmektedir?
9 – 26 Kasım 2006 tarihinde yapılacak olan AB–Rusya zirvesinde, esas gündemin yine enerji tedariği ve enerji güvenliği konularına yoğunlaşılacağının şimdiden açıklanmış olması, AB – Rusya ilişkilerinde uzun vadeli bir perspektifin varlığı anlamına gelmektedir. Taraflar önümüzdeki 50, hatta 100 yılın nasıl şekillenebileceğine kafa yorarken, Türkiye, 1984 yılında SSCB ile imzaladığı ve yılda 6 milyar metre küp doğal gaz alımına olanak sağlayan Anlaşmanın süresinin uzatılıp, uzatılmayacağına ne zaman karar verecektir? 2009-2010 yılında sona erecek olan Anlaşmanın akibetine de, yine Rusya’nın ‘R’sinden bihaber enerji uzmanları mı karar verecektir?
10 – ABD ile İran arasındaki gerginlik süreci, Türkiye’nin enerji işbirliğinde İran perspektifini nasıl etkilemektedir? İran’la ilişkilerde ne kadar ileri gidebiliriz? Mevcut İran rejimiyle kapsamlı projelere yönelebilmemiz mümkün olabilir mi? İki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirebilme inisiyatifi bu iki ülkede midir, yoksa ABD’nin gölgesinde mi kalmaktadır?
11 – ABD’nin ve İsrail’in bugün Orta Doğu’ya tek çıkış kapımız olan Suriye’ye bakış açısı ve bu bölgedeki sıcak gelişmeler bizi nasıl etkilemektedir?
12 – Irak’tan kaç egemen devlet çıkar sorusuna verebileceğimiz net bir yanıt var mıdır? Bu ülkenin geleceğini bakış perspektifimiz de ABD’nin gölgesinde mi kalmaktadır?
13 – AB’ne katılım sürecindeki bir ülke olarak, Ermenistan’la ilişkilerimiz masaya yatırıldığında söyleyeceklerimiz şimdiden belli midir? Yoksa, bu konuda da olmazsa olmazlarımız var mıdır? Öte yandan, 2004 yılında Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasına ilişkin kararın alındığı AB Konseyi zirvesi Sonuç Bildirgesinde yer alan ‘Avrupa Konseyi, iyi komşuluk ilişkilerine koşulsuz bağlılık ihtiyacını vurgulayarak, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinde kaydedilen iyileşmeyi ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde yer alan anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesi ilkesine uygun olarak, sınır anlaşmazlıklarının çözümlenmesine yönelik olarak ilgili üye ülkelerle çalışmaya devam etmeye hazır olmasını memnuniyetle karşıladı’ ifadesi ile Türkiye’den beklentilerin neler olduğunun farkında mıyız?
Türkiye, yakın coğrafyasındaki ülkelerle ilişkilerini geliştirebilme konusunda maalesef ‘egemen’ devlet kabiliyetlerine sahip bir ülke görüntüsü veremiyor. Avrupa Birliği süreci ve bu sürecin getirdiği hukuki düzenlemelere uyma mükellefiyetimiz, enerjide ana tedarikçimiz ve ekonomik çıkarlarımız açısından büyük potansiyel sunan Rusya Federasyonu ile ilişkilerdeki ‘algılama’ sorununun hala devam ediyor olması ve ABD ile özellikle ve öncelikle komşuluk politikasında çeliştiğimiz konuların mevcudiyeti komşuluk politikamızın netleştirilmesinde güçlükler yaratıyor, odaklanamıyoruz. Komşularla ilişkiler konusunda atacağımız kararlı adımlar, bizi bölgede çıkarları olan dış güçler karşısında daha güçlü bir konuma taşıyacağı gibi, başta terör olmak üzere, çeşitli sorunlarımızın çözümüne de yol açacaktır.

Advertisements
This entry was posted in Liste. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s