Sınır komşularıyla sıfır sorun modeline karşı ‘Benelüks modeli’, Referans, 10.02.2007

DYP Genel Başkanı sayın Mehmet Ağar’ın gündeme getirdiği “Benelüks modeli”nin kamuoyunda gerektiği kadar yankı uyandırdığını söylemek mümkün değil. Konu, sadece birkaç köşe yazarı tarafından tartışıldı. Ülkemizin bulunduğu coğrafyadaki sıcak gelişmeler ve Avrupa Birliği’ne (AB) katılım sürecinde sancılı bir ülke olmamız, Benelüks modelinin neyi, nasıl öngördüğünü ve bu modelin nasıl geliştirilebileceğini tartışmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak, Benelüks modelini tartışmadan önce, böyle bir modeli, bugünkü şartlarda tartışabilecek kadar “egemen” bir ülke olup olmadığımızın acaba farkında mıyız?

Bilindiği gibi, Benelüks modeli, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda arasında ticari, ekonomik ve kültürel birlikteliği öne çıkartan bir ortaklık modelidir. Malların, hizmetlerin ve iş gücünün serbest dolaşımda bulunduğu bu model, aynı zamanda, AB oluşumuna örnek teşkil etmek gibi temel bir işleve de sahip olmuştur.
Öncelikle Sayın Ağar’a ve DYP kadrolarına bu modeli baz alarak Türkiye’nin komşularıyla benzeri bir modeli geliştirebileceğini kamuoyunun dikkatine sundukları için teşekkür etmek gerekiyor. Sayın Ağar’ın terörle mücadele konusunda “Dağda silah taşıyacaklarına düz ovada siyaset yapsınlar” sözleri ve hemen ardından “Yozgat’ın kaderiyle Musul’un kaderi birleştirilecek” şeklindeki çıkışları da, zamanlama itibarıyla Benelüks modelinin ortaya atıldığı döneme denk geldiği için, bu tartışmanın detaylandırılması ve gündemde tutulması önem arz ediyor.

AB’de sıkıntı olursa Benelüks modeli var
Yine, yayın organlarında yer aldığı şekliyle, Sayın Ağar, “AB’de büyük sıkıntı olursa benim bölgesel bir Türkiye -Benelüks- modelim var. Türkiye komşu ülkeleriyle, Ortadoğu’da ve Kafkaslar’da sıkıntılar devam ederken bunun üstesinden gelecek yegane güçtür” şeklindeki beyanlarıyla, Türkiye önünde yeni bir açılım kapısı olabileceğine işaret ediyor. İşte bu noktada, Benelüks modeli ile ilgili tartışmalar, AB süreci açısından da bir başka anlam kazanıyor.

Öncelikle, Türkiye’nin AB Gümrük Birliği’ne taraf bir ülke olarak, ekonomik ve ticari birliktelikler konusunda, AB’den bağımsız bir adım atamayacağını belirtelim. Türkiye Cumhuriyeti toprakları hukuki açıdan AB gümrük sahası sayıldığından, AB için 3 ‘üncü ülke sayılan ülkelerle Benelüks modeli benzeri bir oluşuma gidilebilmesi teknik olarak mümkün bulunmamaktadır. Ancak, sayın Ağar’ın bu projeyi, “AB’de sıkıntı olursa…” şeklindeki bir ifadeyle sunması, Ağar’ın da Gümrük Birliği sürecinin dayatmalarından haberdar olduğu anlamını ortaya çıkartmaktadır. Bununla birlikte, sadece Ağar’a değil, tüm siyasi liderlerimize şunu hatırlatmakta yarar var: AB’ ye katılım sürecinde bulunmak farklı bir olgu, ayrıcalıklı ülke statüsünün kabul edilemeyeceğini ısrarla belirterek, Gümrük Birliği müktesebatını üstlenmeye devam etmek farklı bir olgudur. AB’nin birçok ülke ile gerçekleştirdiği serbest ticaret anlaşmalarından sonra, Gümrük Birliği’nin AB pazarında Türkiye’ye hâlâ ne kazandırdığını tartışmak için oldukça geç kaldığımızı da söylemeliyiz. Bu 2 süreci artık birbirinden ayırmak gerekiyor, ya da ayrılabileceği hususunu AB gündemine taşımak gerekiyor. İşte böyle bir süreçte Benelüks modelini tartışmak daha anlamlı olacak.

Ağar, Irak’ın bölünme ihtimalini yüksek sesle gündeme taşıdı
İkinci olarak, Sayın Ağar’ın bu modelde yer alacak ülkeleri Suriye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ile Irak’ın kuzeyi şeklinde sayması, Irak’ın bütünlüğünün korunması konusunda kamuoyunda var olan “şüphe”yi yüksek sesle gündeme getirmesi anlamına geliyor. Irak’ın bölüneceğine dair kanının her geçen gün güçlendiği bir dönemde, diğer partilerimizin, hatta hükümetin Irak’a yönelik bir “B” planı var mı sorusu akla geliyor. Geçtiğimiz hafta Irak Milli Petrol Şirketi’nin mektubuna yönelik, bir bardak suda fırtına kopartılmaya çalışılması da gösteriyor ki, bizim Irak konusunda da bir “B” planımız yok. Benelüks modelin bu haliyle bile, hükümetin komşularla “sıfır sorunlu” ilişkiler modelinden daha fazla ayakları yere basan bir model olduğunu söyleyebiliriz.

Irak bölünür mü, bölünmez mi? Bu konuda fal bakmak yerine, bir “B” planı üzerinde yoğunlaşılması ve bütünsel bir komşuluk politikası oluşturulması için topyekün çaba sarf edilmesi gereken bir süreci yaşıyoruz.

Advertisements
This entry was posted in Liste. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s