İstastikleri hazırlayanlar maalesef tahrifat yaparak ve yanlış yorumlatma yöntemleriyle Başbakanı kandırıyorlar.
Ortaya konulan verilere o istatistikleri hazırlayanların dahi inandığını sanmıyorum. Zira, verilen rakamlar teknik olarak yanlış rakamlar. Eli kalem tutan herkes rakamların yanlışlığını ve çarpıtıldığını hemen anlayabilir. Bu ifadeyi, altını çizerek ve tekrarlayarak vurguluyorum, her konuda verilen rakamlar yanlış veya çarpıtılmış.
AKP web sayfasında yer alan AK İcraatlar bölümüne bir göz gezdirin lütfen. O sayfada yer alan verilerin %90-95 oranında çarpıtılmış olduğunu göreceksiniz. Bu nedenle, ‘Başbakanı kandırıyorlar’ diyorum. Başbakan da bu rakamlara inandırıldığı için ifadelerini, ‘inanmış’ bir insan edasıyla dile getiriyor. Ayrıca, Başbakan ve çalışma arkadaşları için 2002 öncesi diye bir dönem de yok. Sanki, bu ülkede herşey AKP döneminde yapıldı, gerçekleştirildi.
Başbakan bağırıyor; ‘dünyanın 17. büyük ekonomisi olduk’. 1969 yılında da Türkiye’nin dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu bu Başbakanın ve ona istatistik hazırlayanların bilmesi imkansız…
Başbakan yine bağırıyor, ‘eskiden, Türkiye 3 tarafı denizlerle 4 tarafı düşmanlarla çevrili bir ülkeydi, biz geldik komşularla ilişkileri sıfır sorun, maksimum işbirliği ilkesine göre geliştirdik.’ Bu yalanı Başbakana sanırım Davutoğlu iletti. Sıfır sorun derken, Azerbaycan gibi kadim dostla sorunlu hale geldiğimiz de unutturulmaya çalışılıyor. İsrail gibi stratejik önemi haiz bir ülke ile de sorunlar yaratıldı.
Ne Davutoğlu ne de Başbakan, bundan sadece 18 yıl önce, Türkiye’nin en büyük komşusunun SSCB olduğunu bilmiyorlar. 1980’ler boyunca İran ile Irak’ın savaşta olduğunu bilmiyorlar. 1990’dan beri Irak’ın ABD ambargosu ve işgali altında olduğunu bilmiyorlar. Türkiye’nin sanayi yatırımlarının önemli bir bölümünün SSCB desteğiyle, 60’larda 70’lerde gerçekleştirildiğini bilmiyorlar. 1980’lerde Türkiye’nin dış ticaretinin yarısının İran ve Irak’la gerçekleştirildiğini bilmiyorlar. Dahası, komşularla ticaret artıyor diye büyük bir yalanı sürekli gündemde tutmaktan geri kalmıyorlar. Bunlar, Irak ile Sadabat Paktı’nı veya İran ile eski adıyla RCD’nin, yeni adıyla ECO’nun ne zaman kurulduğunu da bilmezler. İKÖ, İSEDAK ve KEİ oluşumlarının tarihçesini dahi bilemezler.
Dinimizde göre halkına yalan söylemenin vebali ağırdır. Bu da böyle bilinir. Bunu en iyi sayın Başbakan bildiğine göre, Başbakanın yalan söylüyor olması söz konusu olamaz. O nedenle kandırıldığını kabul etmemiz gerekir.