Davutoğlu’nun fantezileri artık fantezi olmaktan çıktı. Birer realite olarak karşımızda duruyor. Üstelik bazıları son derece riskli ve tehlikeli. Davutoğlu’nun fantezilerine, gururu okşandığı için alkış tutanlar var. Destekcileri arasında kişisel aşağılık komplekslerini sürekli olarak dışa vurma ihtiyacında olanlar da var. Daha da ileri gidip, ‘tecrübe konuşuyor’ adı altında gaz vermeye ve yol göstericiliğe soyunanlar da.
İçerdeki ve dışardaki açılımların ardı arkası kesilmiyor. Kürt açılımı, Ermenistan açılımı, Suriye açılımı derken, Davutoğlu’nun deyimiyle, Türkiye uluslararası organizasyonları kullanarak artık küresel olaylara müdahale ediyor. Ya da, Davutoğlu öyle zannediyor. Zaten, Davutoğlu’na göre, Türkiye, son 6-7 yılda ‘mihver’ ülkelikten ‘merkez’ ülkeliğe, oradan da ‘küresel güç’ konumuna geçmiş bulunuyor. Bu söyleme kim inanır bilinmez, ancak, küresel güçlerin oyun merkezi olduğumuz bir gerçek.
Geçtiğimiz günlerde, büyük alkışlarla yürürlüğe giren Suriye ile vizenin kaldırılmasına ilişkin karar da, Davutoğlu’nun fantezilerinin boyutları hakkında fikir veriyor. Davutoğlu’nun danışman sıfatıyla sufle verdiği dönemlerde, Türkiye neredeyse Avrupa Birliği’ne (AB) üye oluyordu. Hatırlarsınız, gelişmeler üzerine Ankara’da büyük tören (bayram !) bile yapılmıştı. İşte o dönemde, AKP’ne büyük destek veren, eski solcu, yeni liberal, demokrasi şampiyonu figürler, Suriye ile vizenin karşılıklı olarak kaldırılması kararını da alkışladılar. Ben, bu kesimlerin vize konusundaki desteklerine çok şaşırdım.
Vizenin kaldırılmasında ne gibi olumsuzluk olabileceği sorusu aklınıza takılabilir. AKP’nin politikaları ve özellikle Davutoğlu’nun fantezilerini takip edip, benimseyenler ile bunları eleştirenler arasındaki ‘derinlik’ farkı da, işte tam bu noktada ortaya çıkıyor. Sokaktaki adamın vize kaldırılmasını alkışlamasını hiç yadırgamam. Ancak, tecrübelerini konuşturmakta cömert davrananların bu karara destek vermelerini çok yadırgarım. Bırakın Suriye ile vizenin kaldırılması kararını alkışlamalarını, Suriye vatandaşlarının Türkiye’ye Şengen vizesiyle girmeleri gerektiğini savunmalıydılar. Onlar, aynı zamanda AB sevdalısı olmaları nedeniyle, ‘Türkiye yön mü değiştiriyor, acaba?‘ diye endişe duymalıydılar. Bu kesimlerin AKP destekciliğinde, sanatçı kimliği olmadığı halde, sanatçı muamelesi görenlerle aynı düzlemde olmaları, siyasi derinliklerindeki yüzeyselliği gösteriyor. Ya da, bu yolda, özel olarak konumlandırıldıklarını ispatlıyor. Bu arada, Kevin Costner ile Hülya Avşar’ın başrolde olduğu bir film nihayet gerçek oluyor. Costner, kardeşi dağda olan Kürt kızı Hülya’ya aşık bir Türk askerini canlandırabilir mesela…
Kürt açılımı adı altında atılan adımların özellikle zihinlerde bir ‘Türk Sorunu’ yarattığını hepimiz izliyoruz. Gelişmelerden asıl endişe duyanların, bu ülkenin samimi ve birinci sınıf vatandaşları olan Kürtler olduğuna da işaret etmemiz gerekiyor. Bir yaygaradır gidiyor, ama Kürt vatandaşlara soru soran, görüşlerine başvuran kimse yok. Bir referandum, hatta sadece Kürt kökenliler arasında bir referandum yapılsa, acaba hangi açılıma, ne kadar destek çıkar.
Keza, Ermenistan açılımı da, sırf işin içerisinde Davutoğlu olduğu için önyargılarla hareket edilmesini zorunlu kılıyor. Zira, Davutoğlu’nun asıl fantezisi ABD gölgesinde ve kontrolünde hareket eden bir Türkiye’yi bölgede söz sahibi yapabilmek. Yeni Osmanlıcılık ideolojisi, işte bu noktada, bölgedeki ABD çıkarları ve planlarıyla paralellik arz ediyor. Bu nedenle, Ermenistan açılımını da endişe ile izlememiz gerekiyor. Ermenistan ve Kürt açılımlarındaki zamanlamanın nedenini de anlamakta güçlük çekiyorum. Ne gibi ortak noktalar var acaba?
Davutoğlu’nun neden bir Yunanistan açılımı yapmadığı konusunu da ayrıca merak ediyorum. Malum, Yunanistan ile başta Kıbrıs olmak üzere, Ege’de kıta sahanlığı ve karasuları gibi ciddi sorunlarımız var. Bence, Kıbrıs’ı hemen terk ederek ve Ege’deki tezlerimizden derhal vaz geçerek, Yunanistan ile de sıfır sorun, maksimum işbirliği ilişkisini tesis edebiliriz.
Bu sayede, dış politika fantezilerinin orgazmını kimlerin yaşadığını da hep birlikte görürüz.