Sayın Bakan,
Yeni göreviniz hayırlı olsun. İçerisinde bulunduğumuz ekonomik kriz ortamında başarılı olmanızı içtenlikle diliyorum. Daha önce, bir iş adamı olarak, bir Sanayi Odası Başkanı olarak çalışmalarını yakından bildiğiniz, izlediğiniz güzide bir kuruluşumuzdan sorumlu Devlet Bakanlığı görevine getirildiniz.
Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM), Türk bürokrasisi içerisinde her zaman önemli bir yer işgal etmiştir. DTM, Türkiye”nin dışa açılma sürecine başından beri önemli katkılar sağlamış, saygınlığı olan bir kuruluş iken; son yıllarda bilinçli olarak, bazı özel amaç ve kişisel ihtirasların tatmini için kullanılan aracı bir Kurum haline dönüştürülmüştür. Aracı Kurum işlevinin sorunsuz bir şekilde yerine getirilebilmesi için, DTM”nin kuruluşundan beri sahip olduğu çok değerli insan kaynağı adeta kurutulmuş , yok edilmiştir. “” Vatanını en çok seven insan, işini en iyi yapan insandır”" felsefesi yerine, bir bölümü eğilme-bükülme katsayısı yüksek ve omurgasız kişiler, normal koşullarda hayal bile edemeyecekleri önemli makamlara sorumsuzca getirilmişlerdir. Mensubu olduğunuz AKP”nin olağan kadrolaşma hareketinin çok ötesinde, (esasen AKP; DTM”de kendi kadrolarına yönelik bir atama yapamamıştır.) “sözde” vatan sevgisi katsayısı yüksek kimi şahsiyetler, ihtisas ve vizyon gerektiren görevlere atanmalarında, milli çıkarlar ve ülke menfaati kavramlarını yok saymakta hiç tereddüt etmemişlerdir. Bu kişiler ehliyetsiz bir şekilde işgal ettikleri koltuğun hakkını vermek yerine, görev süresini bir gün daha uzatabilmek için, her türlü fedakarlığı ve hizmeti yapmışlardır.
Sayın Bakan,
Hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu iddia edilen, uluslararası literatürde bir örneği bulunmayan, “ülke ve bölge açılım stratejileri” ile gümrük birliği sürecinde olduğumuz adeta unutturulmaya çalışılmıştır. Büyük bedeller ödenen bu sürecin, ülke menfaatleri çerçevesinde nasıl daha iyi işletilmesi gerektiğine kafa yorulamamıştır. Irak ve komşular merkezli bir açılımla, Türkiye”nin dış ticaretinin küresel ekonomiye eklemlenmesi arayışları yerine, populizm yapılarak küçük ve orta ölçekli firmalarımızın yurt dışı açılımları teşvik edilerek, büyük kaynak israfına neden olunmuştur. Bildiğiniz üzere, Türkiye”nin toplam ihracatının yalnızca %1″ni, toplam ihracatçı firma (50.000) sayımızın yarısı gerçekleştirmektedir.
Sayın Bakan,
Tunca Toskay ile Kürşad Tüzmen arasında yaşanan ve Kürşad Tüzmen”in medya yıldızı olmasıyla sonuçlanan sıkıntılı sürecin neden ve sonuçlarının artık gün ışığına çıkartılması gerekiyor. Eğer, bu konuya geçmişte kalmış bir ayrıntı olarak yaklaşırsanız, bugün devraldığınız yapının oluşum mantığını anlayabilmekte güçlükle karşılaşabilirsiniz. Ayrıca, bu dosyanın açılmasıyla, muhtemelen ülke gündemini işgal eden çeşitli hukuki süreçlere de katkı sağlanması mümkün olabilecektir. Tecrübeli bir iş adamı kimliğinizin farkında olan birisi olarak, ihracatın, aslında ne demek olduğunu size anlatmak cüretinde bulunmayacağım. Ancak, özellikle de “katma değeri yüksek ürünleri üretebilmenin küresel ekonomininin olmazsa olmazı olduğu gerçeğinin altını çizmeden geçemeyeceğim.
Dış ticaretin, dış ticaret istatistiklerini okuma ve yorumlama oyunuyla, kişisel başarı aracı olarak kullanılması sürecini devam ettirmeyeceğinizden eminim. Buna ihtiyaç duymayacak kadar donanımlı olduğunuzu düşünüyorum. Sizden istirham ediyorum; öncelikle, Başbakanı daha sonra kamuoyunu dış ticarette nasıl bir enkaz devraldığınız konusunda aydınlatınız. Kendisinizi, başarılı olduğu sanılan bir bakandan görevi devralmanın ağır yükü altında eziliyor hissetmeyiniz. Tam tersine, işiniz çok kolay. Bundan sonraki dönemde dışticaret, özellikle ihracatta yaşanacak olumsuz gelişmelerin sorumlusu siz değilsiniz. Yaşanan kriz de değil. Uygulanan yanlış politikaların duvara toslama zamanı zaten gelmişti.
Sayın Bakan,
Yürüteceğiniz çalışmalarda, önceki yönetimin maddi (yurt dışı seyahatlar, ağırlamalar vb.) ve manevi desteğine mazhar olan bir kısım Tüzmen sever medya mensubunun yazacaklarını ciddiye almayınız. Dış ticaret nosyonondan yoksun bu zevat ve aynı şekilde, İstanbul”da yuvalanan ve sektör üst kuruluşu temsilcisi, yöneticisi kimliğiyle, son 7 yılda Tüzmen rüzgarı estirilmesinde büyük pay sahibi olan işadamı kılıklı kişileri de ciddiye almayınız. Bu kesimler, yıllarca aynı merkezden kumanda edilerek, reklam ve “show” olgusunu en yüksek düzeyde gündemde tutmayı başardılar.
Anayasa”nın 167. maddesinde ifade edilen, “dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi …” yolunda atacağınız adımlarda, yanınızda yer alacak, iyi yetişmiş çok sayıdaki DTM mensubunun Kurum içerisinde mevcut olduğunu hatırlatarak saygılar sunuyorum.