Evet, Ordu, 2009 yılında demokrasi ve hukuk dersleri vermeye de başladı. Aslında, vatandaşlarımızın önemli bir bölümü, demokrasi dediğimiz olgunun bizzat Ordu”nun teminatıyla geliştiğine inanıyor.
Ülkede, Erdoğan ve Baykal gibi, demokrasi tanımı taban tabana zıt siyasetçiler politika yaptığı sürece, Ordu”dan daha çok demokrasi dersi almaya ihtiyaç duyacağız.
Ülkede, Mehmet Altan ile İhsan Dağı gibi profesör ünvanlı, hızlı ve ateşli demokrasi savaşcıları olduğu sürece, Ordu”dan daha çok demokrasi dersi almaya ihtiyaç duyacağız.
Öncelikle, Türk Ordusunu, sürekli olarak militarist yönetimlere sahip ülkelerdeki ordularla karşılaştırmamak gerekiyor. Zira, Türkiye”deki Ordu Cumhuriyetin kuruluşunda en önemli katkıyı sağlayan bir geçmişe ve deneyime sahip. Asker–sivil bürokratların önderliğinde oluşturulmuş bir Cumhuriyet…
Türk Ordusunu, Prof. Mehmet Altan”ın Danimarka örneğinde olduğu gibi, ileri demokrasi alt yapısına sahip batılı ülkelerdeki ordularlarla da karşılaştırmamak gerekiyor. İleri demokrasi alt yapısına sahip ülkelerde, Ordu, günlük politikanın dışında, sessiz sedasız asli faaliyetlerini yürüten, hatta, genelkurmay başkanının isminin dahi kamuoyunca bilinmediği bir görünüm arz ediyormuş. Bu doğru. Peki, Türkiye, sahip olduğu demokrasi geçmişi, demokrasi kültürü düzeyi, okur yazar oranı ve milli gelir düzeyi açısından batılı bir ülke görünümü sergiliyor mu? Vatandaşın oylarının parayla alınıp satıldığı bir ülkede, parayla ve yardımlarla oy almayı hedefleyen politikacıların bulunduğu bir ülkede, Cumhuriyeti kuran ordu Danimarka ordusu gibi mi olmalı ?
Asıl soru şu; Türkiye”de Ordu”yu dışarda bırakarak, toplumun demokratikleşme yolunda hızlı adım atabilmesi, mümkün mü, değil mi? Türkiye”de aktif politikanın içerisinde olanların demokrasi bilgisi ve kültürü, demokratikleşme yolunda katkı mı sağlıyor, yoksa engel mi teşkil ediyor? Memleketteki insan malzemesi bu olunca, demokratikleşme kültürü ve demokratik kurumsallaşma süreci itici başka güçlere ihtiyaç duyar hale geliyor. Bu, AB de olabilir. Ordu da. Bu durum, sadece Türkiye”ye özgüdür. Buna rağmen Türk demokrasisi, kendisi ile aynı milli gelire sahip tüm ülkelerden daha ileridedir. Bu haliyle bile, çok sayıda ülkeye örnek gösterilebilmektedir. Kısaca, bu milli gelirle ancak, bu kadar demokrasi olabilmektedir.
Aktif politikacıların demokrasi kültürü nasıl geliştirilebilir, onlara demokratik yaşam biçimi ve demokrasi terbyesi nasıl özümsetilir bilemem ancak, Mehmet Altan ve İhsan Dağı gibi akademik niteliği bulunan insanlara bazı sorular yöneltebilirim.
1- Nasıl ve neden, Ordu, asli görevlerinin yanında ayrıca demokrasi mücadelesine de omuz vermek zorunda kalabilir ?
2- Demokrasi ve milli gelir arasındaki bir ilişki kurulabilir mi? Neden Türkiye demokrasisini, batılı ve tamamı müslüman olmayan ülkelerdeki örneklerle kıyaslıyorsunuz? Dünyada bizim kadar milli geliri sahip olan ve örnek alabileceğimiz bir başka ülke var mıdır ?
3 – Sizce, demokrasinin beşiği batıda işler iyi gidiyor mu? Batıda, bugün demokrasi ve kapitalizmin gücün dağılımı noktasında farklı yaklaşımlara sahip oldukları tartışılmaya başlamadı mı? Kapitalizm gelir düzeyinde ve mülkiyet alanında eşitsizlik yaratırken, demokrasi siyasi gücün eşit olarak dağıtılmasını savunmuyor mu? Bu nedenle, eşitlik temelli demokrasi ile artan miktarda eşitsizlik yaratan bir ekonominin bir arada yaşamasının mümkün olamayacağı tartışılmıyor mu? Gelişmeler gösteriyor ki, Avrupa”da yaratılmaya çalışılan sosyal güvenlik devleti de geçerli bir alternatif olma özelliğini kaybediyor. Avrupa”da bile sosyal güvenlik sistemi iflasın eşiğinde. Bir anlamda, liberal Avrupa”nın, sosyal Avrupa”yı finanse etmekte yetersiz kaldığı yazılıp çizilmiyor mu?
4- Tüm dünyada, ekonomik açıdan mağlup olanlar ile ekonomik belirsizlikte ne yapacağını bilemeyenlerin kökten dinciliğe yöneldiklerini göremiyor musunuz? Bu sayede, bireyler gerçek dünyanın belirsizliği yerine, belli kuralları uyguladıkları takdirde ilahi kurtuluşa ereceklerine inanmıyorlar mı? Böyle bir ortamda, demokrasi nasıl geliştirilebilir ?
Bence sizler, daha evrensel ve daha felsefi demokrasi tartışmalarına yönelmelisiniz. Türkiye”de yaşadığı halde, Türkiye ve Türkiye gerçeklerine yabancılaşan kişiler, evrensel demokrasi ilkelerini evrensel boyutta tartışmaya devam etsin. Bırakın, Türkiye”yi ve Türk ordusunun demokrasiye katkısını bizim gibi sıradan vatandaşlar tartışsın.