Rusya, Yunanistan ve Bulgaristan bu hafta Atina’da, yıllık 50 milyon ton taşıma kapasiteli, Burgaz – Dedeağaç petrol boru hattı anlaşmasını imzalıyor. 285 kilometre uzunluğundaki projenin 2009 yılında tamamlanması bekleniyor. Proje ile tankerlerle Bulgaristan’a getirilecek ham petrolün, Türk boğazları kullanılmaksızın, Yunanistan üzerinden Akdeniz’e ve Avrupa’ya taşınması öngörülüyor. Üç Rus firmasının (Rosneft, GazpromNeft ve Transneft) yüzde 17’şer hisse ile pay sahibi oldukları projeye, Yunan ve Bulgar firmalarının yanı sıra, Kazakistan’ın KazMunaiGaz firması da iştirak ediyor. Uzun süreden beri tartışılmakta olan boru hattından taşınacak petrolün “mevcudiyeti ve kaynağı” konusunda bir tereddüt gözükmüyor.
Bu proje ile yarış edercesine gündeme getirilen, Çalık grubu ile İtalyan ENİ’nin yatırımcı olduğu Samsun – Ceyhan petrol boru hattı projesinin, Burgaz – Dedeağaç anlaşmasının imzalanmasından nasıl etkileneceği merak konusu. Zira, Samsun – Ceyhan projesinde taşınacak petrolün “mevcudiyeti ve kaynağı” konusunda bugün hala tereddütler var. Bu hatta taşınacak petrol miktarı, yatırımın bugün “yapılabilir” olmasını olanaklı kılıyor mu? Kısa, belki de orta vadede bu hattan Rus petrolü taşınamayacağına göre, Kazak veya Hazar petrolünün taşınması mı öngörülüyor? Kazak petrollerinde Eni’nin payının yüzde 10 civarında olduğunu biliyoruz, bu durumda, Samsun – Ceyhan projesiyle, Bakü – Tiflis – Ceyhan’a (BTC) rakip mi yaratıyoruz? Bildiğim kadarıyla, Kazakistan petrolü için BTC boru hattında ayrılmış bir kapasitesi var.
ABD ve Rusya’nın yaklaşımı benzer
Son bir yılda, Burgaz – Dedeağaç ve Samsun – Ceyhan projelerinden hangisinin daha önce hayata geçirileceğine dair gelişmelere bakıldığında, ABD’nin ve Rusya’nın yaklaşımlarındaki paralelliği fark edebildik mi acaba? Hatırlanacağı üzere, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza’nın Nisan 2006′daki Türkiye ziyaretinde, “her iki projeye de sıcak bakıyoruz, Burgaz-Dedeağaç’a çok büyük ilgi var. Bu olumlu bir şey. Samsun-Ceyhan’a da büyük ilgi var ve bu da çok olumlu bir şey. Bu noktada tercihimiz Boğazlardan geçmeyecek projelerin olmasıdır. Bir yanda Bulgaristan ve Yunanistan, diğer yanda Türkiye bizim NATO müttefiklerimizdir. Her üç ülkeyi de çok umursuyoruz. Ama herhangi bir boru hattı projesini hayata geçirmekteki kilit nokta, o projenin ticari olarak ne kadar rekabet edebilir olduğudur. Her iki proje de özel şirketlerin ilgisini çekmiştir. Hangisinin yapılacağına ya da hangisinin önce yapılacağına karar verecek olan şirketlerdir. Belki her ikisi de yapılır, çünkü Karadeniz’den ve Hazar Denizi’nden fazlasıyla petrol geliyor” demişti.
Rusya Enerji ve Sanayi Bakanı Viktor Hristenko da, geçtiğimiz Temmuz ayında, ‘Cumhuriyet’ gazetesine verdiği demeçte, tıpkı Bryza gibi, “gündemdeki boru hatları projelerinden hangisine öncelik verileceğini petrol şirketleri belirler” demişti.
Enerji şirketlerinin rolü iyi analiz edilmeli
O halde, bizim öncelikle bir ezberi bozmamız gerekiyor. Bu coğrafyadaki enerji nakil hatları projelerinde ülkeler arasındaki rekabet olgusundan önce, enerji şirketlerinin rolünü ve stratejilerini iyi analiz edebilmemiz gerekiyor. Zira, gerçek aktörler bu şirketler. Bir de, yıllardan beri, Türkiye’nin doğu ile batı arasında enerji geçiş yolları üzerinde bir köprü olduğu şeklindeki söylemimizi de bir tarafa bırakarak, “doğu ile batı arasındaki köprü” tanıtımı yerine, “batı pazarı ile doğudaki batılı ve Rus şirketler arasında bir köprü olabilme” olgusunu gündemimize almalıyız. Ancak, bu sayede Rus fobisi, yerini daha akılcı ve nesnel stratejilere bırakacak. Rusya’ya rağmen geliştirilen veya geliştirilecek projeleri gündeme almadan önce, batılı şirketlerle Rus şirketleri arasındaki ilişkilerin düzeyini de takip edebilmeliyiz.
Burgaz – Dedeağaç petrol boru hattı, Türkiye’nin bu coğrafyada alternatifsiz olmadığı anlamına geliyor. Bu gelişme, ülkemiz açısından iyi bir gelişme değildir. İşin garip tarafı, petrol rafinerileri açısından da alternatifsiz olmadığımız ortaya çıktı. Burgaz – Dedeağaç’la birlikte, LukOİl’in Türkiye’de (Zonguldak veya Samsun) kurmayı planladığı rafineriden vaz geçerek, Burgaz limanındaki rafineriyi genişletme kararı alması da enerji işlerinde henüz acemi olduğumuzu ortaya koyuyor.
Bu iki gelişmelerin arkasında başka özel nedenler yoksa, bu vizyonsuz bakış açısıyla daha çok proje kaybederiz.
Referans Gazetesi