|
Küresel ekonominin bir anlamda “markalar” ekonomisi olduğunu da söyleyebiliriz. Artık, pazarda hangi ürünün daha çok satıldığından ziyade, hangi markaların, nasıl satıldığıyla ilgileniliyor. Dolayısıyla, bazı sektörlerde üretim yapmak artık cazibesini kaybetti. Üretmek yerine, fason imalat yoluyla “marka” satmak daha büyük kazançlar sağlıyor. Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu pazarı gibi marka bilincinin henüz gelişmediği pazarlarda, 1990′lı yıllarda bazı konfeksiyon firmalarımız marka yaratılması konusunda büyük başarılar kaydetti. Birçok firmamız ülkemiz koşullarında marka yaratmanın ne denli güç bir iş olduğunun bilinciyle, marka yaratmaya teşebbüs dahi etmeden, Rusya pazarında marka yaratmaya soyundular. Ülkemizde marka denildiğinde, aklımıza ilk gelen isimlerden birisi de Cem Boyner. Boyner, hiç kuşkusuz Türkiye’de kişi başına marka üretimi açısından ilk sırada yer alıyor. Bu nedenle, geçtiğimiz yıllarda Boyner grubunun Rusya operasyonlarına başlamasını büyük bir ilgiyle izledim. Türkiye’nin tekstil, konfeksiyon ve perakende sektörlerindeki en yaratıcı ismi nihayet Rusya pazarına giriyordu. Üstelik, Moskova’daki mağazanın açıldığı günlerde, Boyner, Cnntürk’te Taha Akyol ile yaptığı söyleşide, Rusya’nın önemini kavradığını çok net bir şekilde ortaya koymuştu. Boyner özel misyon üstlenmeli Aslında, Boyner’in Rusya operasyonları için bir hayli geç kaldığı söylenebilirdi. O da, ne yazık ki, 1988 krizinden hemen sonra, Rusya’yı “batılı gözle” değerlendirmiş ve Rusya’da yatırım için “uygun iş ortamı”nın henüz oluşmadığı sonucuna varmıştı. Ancak, yine de Boyner’in Rusya’da büyümesi ve dünya çapında bir oluşum gerçekleştirmesi için vakit çok geç değildi. Bu gelişme, kuşkusuz ülkemiz açısından da önemli bir gelişmeydi. Çünkü, Boyner, hukuk, demokrasi ve insan hakları demeden, kanun zoruyla ve özel misyonla yurt dışında operasyonlara gönderilmesi gereken girişimcilerimizden bir tanesidir. Geçtiğimiz günlerde medyada Boyner’in içeride ve dışarıda büyüme stratejisiyle ilgili çeşitli haberler yer aldı. Grubun stratejisiyle ilgili bilgileri Boyner’in medya ilişkilerini düzenleyen “Strateji Tanıtım” aracılığıyla temin ettim. Aşağıda aynen sunuyorum. “Boyner Grubu olarak 2005′te aldığımız dışa açılma kararımız doğrultusunda Moskova ile Kahire’ye yaptığımız Boyner ve Beymen mağazası yatırımlarımız operasyonlarına devam ediyor, durdurma ya da geri çekme durumu söz konusu değil. Bunun için bir neden de yok. Sadece bugünün koşulları ve fırsatlarını değerlendirdiğimizde, öncelikli olarak Türkiye’nin perakende alanında kazandığı müthiş ivmenin içinde yer almak ve ülkemizdeki gelişimimizi, büyümemizi daha da hızlandıracak iç yatırımlar var programımızda. Türkiye’de, özellikle AB’ye üyelik sürecinde yaşanacak gelişmeler doğrultusunda oluşacak fırsatları takip ederken yurt dışındaki fırsatları da yakından izliyoruz.” Bu haber beni oldukça sevindirdi. Zira, Boyner Rusya’da, sadece perakende sektöründe değil, üretici olarak ve daha önemlisi marka yaratarak, şu anda Türkiye pazarına gelmekte olan “devler” gibi, dünya markası olabilecek potansiyele sahiptir. Üstelik grubun Rusya pazarına gereken önemi vermesi, kötü günler yaşayan ve arayış içerisindeki Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün Rusya algısının değişmesine ve yeni girişimcilerin cesaretlenmesine de yol açacaktır. Sektör ve ülke olarak Boyner’den Rusya’da büyük başarılar bekliyoruz. |
Referans Gazetesi