• Ana Sayfa
  • CV
  • KİTAP
  • TURKTRADE
  • YAZI LISTESI
  • İLETİŞİM

AYDINSEZER

KişiselYorumSitesi

Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Bugün tekstil, yarın otomotiv

24/02/2006 Geliştirici: AYDIN SEZER

Tüm gazetelerde tekstil ve konfeksiyon sektörününün göz yaşlarına tanık oluyoruz. İflas eden veya üretim tesislerini komşu ülkelere taşımak durumunda kalan çaresiz firmalar, içerisinde bulundukları bu durumdan kurtulmak için devletten  büyük beklentiler içerisinde. Oysa, sektörün bu hale gelmesinden büyük ölçüde  devlet sorumlu. Yurt dışındaki tekstil ve konfeksiyon fuarlarından başka bir platformda görünmeyen devlet, üretimin hangi şartlarda yapıldığından ziyade ürünlerin dışarıda nasıl satıldığına odaklanmış durumda. Aslında bu süreçte de tribünlere oynamaktan  başka bir katkısının olmadığını söyleyebiliriz.

1990’lı yıllarda, AB’nin bir numaralı tekstil ve konfeksiyon tedarikçisi olma yolunda adımlar atıyorduk. Bu sayede, belki de dünyanın tekstil ve konfeksiyona dayalı büyüme modelini gerçekleştirecek ilk ülkesi olmanın hayallerini kuruyorduk. Sektöre yönelen girişimci sayısındaki artış  dikkatle izleniyor, tekstil  konfeksiyon yatırımları teşvik ediliyordu.  İstihdam sorununu kökünden çözecek sihirli sektör nihayet bulunmuştu. Devlet (tüm hükümetler) haksız rekabeti körükleme pahasına bu sektöre sarılarak, ülkede “atıl yatırımlar” oluşturabilmek  için seferberlik ilan etmişti.

Ufukta görülen ve nihayet 1996’da gerçekleştirilen gümrük birliği, tekstil ve konfeskisyona dayalı büyüme modeliyle kulvar değiştireceğimizin önemli bir işaretiydi. Ama olmadı.  O günkü vizyonumuzu, her ülkenin sanayileşme ve dışa açılma sürecinde ilk sektör olan, ancak, hemen her ülkede bu sıfatını kısa sürede yitiren (yitirmesi gereken ) tekstil ve konfeksiyon sektörüne dayandırmamız büyük bir hataydı. 

Bir başka hata da, bu sektörü ağırlıklı olarak, dünyanın en pahalı kentleri sıralamasında giderek yukarı çıkmakta olan  İstanbul’da   konuşlandırmamızdı. İhracatta uzun yıllar tek bir sektöre bağımlı olmanın sakıncaları bir tarafa, üretim alt yapısıyla giderek AB’ne yaklaştığımız bir süreçte, böylesine emek yoğun bir sektörde  sektörlerde  uzun süre ısrarcı olunması da  hataydı. Başta enerji ve işçilik maliyetleri olmak üzere,  tüm girdi  maliyetlerinin, bırakın Çin’i, komşu ülkelerle bile rekabet edemeyecek

düzeyde pahalı olduğu ülkemizde, büyük ölçüde bu sektörden kaynaklanan kayıt dışılığı devlet eliyle teşvik ediyor olmamız ise, kalkınma stratejilerine  ne denli kafa yorduğumuzun kanıtıydı.  

Bugün, otomotiv sektöründeki ihracatımızın giderek artması nedeniyle, ihracatımızın kompozisyonunun değişmekte olduğu ve otomotivin toplam ihracatımız içindeki payının giderek yükseldiğine dair haber ve yorumlar, 1990’lardaki tekstil ve konfeksiyon sektörüyle ilgili haber ve yorumları hatırlatıyor.

Tekstil ve konfeksiyonla olmadı ancak, otomotivle olacak gibi beklenti daha doğrusu bir saplantı içersindeyiz. Yan sanayinin hızla gelişmekte olduğunuz görüyoruz. Otomotiv sektöründe Hyundai’nin büyük yatırımının bugün Çek Cumhuriyetine kaptırılması ve özellikle Rusya’da son yıllarda bu sektörde görülen yabancı sermaye girişleri, kısa bir süre zarfında tekstil ve konfeksiyon sektöründe yaşadıklarımızı otomotiv sektöründe de yaşayacağımız anlamına geliyor. Pahalı girdi maliyetleri ile  otomotiv sektöründe de göreceli üstünlüğümüzü kaybetme sürecine girdik. Bu sürecin henüz başındayız, ne yapmalıyız acaba?

Referans Gazetesi

Yazı kategorisinde yayınlandı | Etiketler Yazı | Yorum yapın

  •  

    Şubat 2006
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca   Mar »
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728  
  • Son Yazılar

    • Nükleer Anlaşma TBMM’den Rüzgar Gibi Geçti…
    • Suriye Devlet Başkanı Esad’tan dış politika dersleri…
    • Davutoğlu, İsrail Türkiye gerginliğinde arabulucu oldu!
    • Yıl 201?
    • AKP’nin İsrail Siyaseti, Türkiye’yi Orta Doğu Barış Sürecinden Dışlıyor
    • Türkiye’nin Hasan Cemal Sorunu ve Madencinin Kaderi
    • 7/24 Demokrasi ve Kerpiç Ev Faktörü
    • Anayasa değişikliği bizi daha çok bozar !
    • Stratejik Derinliğe Düşen Türk Dış Politikası
    • Davutoğlu buraya, yumruk havaya !
    • Katıksız demokrasinin dayanılmaz hafifliği…
    • Kenan amca, darbe yapsana !
    • 2 Tarikat, 1 Bakan ve Ergenekon
    • Rakamlar Ekonomisi ve Asimetrik Tehdit
    • Emasya mutlaka kalksın, Amasya’nın imajını zedeliyor…..
  • Arşivler

  • Blog Stats

    • 5,818 hits

WordPress.com'dan blog alın.

Tema Mistylook, Sadish tarafından yapılmıştır.