Eğer değilse, sondan bir önceki Tango.
Son aylarda bavul ve kargo ticaretinde yaşanan olumsuz gelişmeler üzerine konunun basına taşınması sürecinde yine her zamanki gibi, Rusya’ya menfi gözle bakan kesimlerin kalemleri dikkati çekti. Bu ticaret şeklinin nasıl cereyan ettiğini bilmeyen ve öğrenmemekte direnen kimi politikacı ve basın mensubu iş adamlarımızın mağduriyetlerini gündeme taşıdı. En akılcı cağrıyı, Referans Gazetesi koordinatörü sevgili dostum David Judson yaptı. Putin’e açık mektup yazdı. Mektup yerine ulaştı mı bilinmez ama David bir yabancı olmasına rağmen, Rusya’ya yönelik yaklaşımında diğer meslektaşlarına örnek oldu.
Bilinenin aksine, Rusya açısından yasal bir ticaret şekli olan bavul ticaretini ‘illegal’ bir şekle dönüştüren uygulamalarımız nedeniyle geldiğimiz bu noktada kimseye söyleyecek fazla bir sözümüz yok. Aynı şey bizim giriş kapılarımızda yapılsa, Bakan dahil tüm gümrük camiası, asker, polis ve özel kuvvetler gerekli tertibatı alır. Hatta, yerli üreticiler ve Ticaret Odaları derhal kampanya düzenler.
Rusya’daki Türk İşadamları Birliğinin başkanının, bavul ticaretiyle ilgili beğendiğim bir sözü vardır. ‘Bavulla ticaret değil, seyahat yapılır’. Konu seyahatten açılmışken devam edeyim. Yıllar önce bavul ticaretinin yoğun olarak gündemde olduğu bir dönemde bir kamu görevlisi sormuştu; ‘Ruslar bu kadar çok bavulu ne yapıyor?’, Ben de yanıt vermiştim, ‘Ruslar seyahati çok sever, o nedenle sık sık bavul satın alırlar.’ Aslında bu hikaye tam olarak böyle değil ama neyse.
John Hopkins Üniversite’sinde sosyoloji dersleri veren H. Deniz Yükseker, Türk – Rus ticari ilişkilerinde önemli bir yeri olan bavul ticareti konusunda bir kitap yayımlamıştı. İletişim Yayıncılık A.Ş. tarafından çıkartılan kitap, ‘Laleli – Moskova Mekiği, Kayıt dışı Ticaret ve Cinsiyet İlişkileri’ başlığını taşımakta. Bu konuda basılmış bilimsel bir eser olma özelliğine sahip kitap, kayıt dışı ticaret ile ‘hayali ihracat’ın hangi noktalarda kesiştiğini de gözler önüne seriyor. 1998 Rusya ekonomik krizi öncesi dönemde kaydedilen ticaret rakamlarını referans olarak kullanarak politika geliştirmek isteyenler açısından dikkatle okunması gereken bir kitap.
| Tekrar olacak ama, 6.2.2004 günlü, ‘Rusya pazarında DTÖ mü Sarı Çin mi?’ başlıklı yazımda bavul ticaretine değinmiştim.‘’Rusya pazarında bavul ve kargo ticaretinde önde gelen ülkelerin büyük bir merak ve endişeyle bekledikleri bu süreç sonlandığında, Rusya ile dış ticaretin alacağı yeni boyut kuşkusuz Türkiye için de çeşitli belirsizlikleri beraberinde getirecek. DTÖ ‘Çalışma Grubu’ faaliyetlerinin döviz regulasyonu, gümrük vergileri ve kontrol mekanizmaları gibi konularda yoğunlaştığı dikkate alındığında, önümüzdeki yıldan itibaren DTÖ üyesi olacak Rusya’ya ‘sevkiyat’ yerine ‘ihracat’ yapılması gerekecek. Son yıllarda, bavul ve kargo ticaretine konu olan ürünlerimizle ilgili olarak Rusya’da ciddi anlamda tutundurma faaliyetleri yürüten firmalarımız ile Rusya’da yatırım yapan veya yatırım hedefleyen firmalarımız DTÖ üyeliği sonrası avantajlı konuma gelecekler. Bavul ve kargo ticaretinin dayanılmaz cazibesinin ilelebet devam edeceğini zanneden firmalarımız için sona doğru yaklaşılıyor. İşin ilginç tarafı, bu tür firmaların kaybetmesi, bir anlamda Türkiye’nin de, göreceli üstün olduğu sektörlerde Rusya pazarını kaybetmesi anlamına gelecek. Bazı ürünlerde geçtiğimiz yıllarda ulaştığımız büyük rakamları şimdi nasıl göremiyorsak, yakın bir gelecekte de şimdi rahatlıkla realize ettiğimiz rakamları bulamayacağız. Böyle bir sonla karşılaşmamak için mutlaka mentalite değişikliğine gidilmesi gerekiyor. Bunun bir zorunluluk olduğunu anladığımızda inşallah geç kalmış olmayız.’’ Galiba geç kalıyoruz. Devlet Moskova’daki fuhuş sektörünü teşvik etmekten vaz geçtiği zaman sanırım neler yapılması gerektiği üzerinde de kafa yoracak. ———————————————————————————
Bavul ve kargo ticareti konusunda güncel bir bilgi notunu; Sitenin Rusya Federayonu bölümünde bulabilirsiniz. |